|
Lafa
gelince ne kadar da çok seviyoruz onları. Ya da ne kadar
üzülüyoruz durumlarına.
Bu şekilde yaratılmış olmak dışında hiçbir suçu ve günahı
bulunmayan bu canların barınaklarda açlıktan ölmek üzere
olduğunu, sokaklarda belediye zehirleriyle öldüğünü ve
annesi zehirlenerek öldüğü halde, hala ondan süt içmeye
çalışan yavruları görünce nasıl da üzülüyoruz.
Peki gerçekten
onları seviyor muyuz? Ve gerçekten üzülüyor muyuz? Yoksa bu
sadece, bu katliamı yapan insanlığın bir parçası olmanın ve
bunu durdurmak için hiç bir şey yapmamış olmanın verdiği
vicdan azabı mı?
Onlar karşılıksız
sevebilme gibi bir erdeme sahip iken, sadece televizyon
ekranın arkasından bakarak üzülmek ve konuşma sırasında
hayvanları çok severim demek midir sevmek?
Peki neden, sadece
birkaç dakikanızı alacak basit birkaç şey yaparak, hem bu
vicdan azabını azaltmayı ve gerçekten sevmenin gereğini
yerine getirmeyi denemiyoruz? İşte televizyonlarda,
gazetelerde, internette görüyoruz ne haldeler. Yüzlerce
köpek, birkaç metre kare dört duvarın arasına konmuş, aç ve
susuz bir şekilde, ölmeyi beklediklerini bilmeden hala bir
umut ile bekliyorlar. |