Köpekler biz insanların hayatıyla en uyumlu, ilk evcilleştirdiğimiz hayvandır. En sadık, en eski dostumuzdur. İnsan da bir tür hayvan olduğunu hatırlayarak diğer hayvanlar gibi köpeklere ve daha sıkça karşılaştığı sokakta yaşayan köpeklere saygılı olması gerektiğini hatırlamalıdır.

sd1.jpg

Sokak köpekleri tarihinde İstanbul’un ayrı bir yeri vardır; İstanbul’un tarihinde sokak köpeklerinin ayrı bir yeri olduğu gibi. Doğu Roma zamanında şehirde sokak kedisi hakimiyeti varken 1453’ten sonra durum tersine döndü. O zamanlar İstanbul’da köpek barındırılmazken bizimle birlikte İstanbul’da bir sokak köpeği artışı görülmeye başlandı. Eski İstanbul kartpostallarında ve sokak fotoğraflarında görünen köpekler bu bilginin destekleyicisi.

Sokak köpekleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun dokunulmazları. Ama 1865’e kadar… Galata’da bir İngiliz turist gece yarısı bastonuyla köpeklerden kendini savunmaya çalışıyor ve köpeklerin saldırısına uğruyor, kaçmaya çalışırken yüksek bir duvardan atlayarak ölüyor. İngiltere Kralı, Osmanlı’ya bir uyarı gönderiyor ve II. Mahmut’un “Sokak köpekleri tez elden toplana, teknelere konula ve Hayırsız Ada’ya bırakıla…” buyruğuyla sokak köpeklerini sürgüne gönderme harekatı başlıyor. Yalnız, halkın yoğun itirazını dikkate alan II. Mahmut, kararını geri alıyor.

Osmanlı’nın 2. köpek toplama harekatı Abdülaziz’in talimatıyla yapılıyor. Sokak köpekleri teknelerle Hayırsız Ada’ya gönderiliyor. Şehrin köpeklerden arındırılmasını takip eden günlerin bir gecesinde büyük bir İstanbul yangını şehri büyük ölçüde kül ediyor. Halkın yorumu da “Köpekleri topladılar, Allah cezayı böyle verdi, onlar olsaydı bizi uyandırıp haber verirdi.” oldu. Köpekler bu tepkiler üzerine İstanbul’a geri getirildi.

II. Abdülhamit’in saltanatında köpeklerin sokaktaki saltanatının en parlak dönemi yaşandı. II. Abdülhamit köpeklerle uğraşmak yerine, onları kabul edip kuduzla savaşılmasını sağladı. Fransa’daki Pasteur Enstitüsü’ne bir heyet ve 10.000 altın göndererek dünyanın üçüncü kuduz enstitüsünü İstanbul’da kurdurdu.

II. Abdülhamit düşerken sokak köpekleri tekrar toplanıyor ve tekrar Hayırsız Ada yolculuğu… Dönüşü olmayan bir yolculuk oluyor bu seferki. Yeni rejim, eski rejimin tüm adetleriyle beraber sokak köpeklerini de sildi. Halk, sokaklarının köpeklerine tekrar sahip çıkıyor bu dönemde ve adadaki köpeklere hergün yiyecek götürüyorlardı.
Modern zamanlara geldiğimizde de büyük itlaflara şahit oluyoruz. Anıları arasında “30.000 köpek öldürttüğünü” iftiharla sunan belediye başkanlarının yönettiği bir toplumda yaşıyoruz maalesef.

UNESCO’nun 1978’de ilan ettiği “Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi”nin 2. maddesine bir göz atalım:

“Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir tür hayvan olan insan, öbür hayvanları yok edemez, haklarını çiğneyerek onları sömüremez, bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların, insanlarca gözetilme, bakılma ve korunma hakkı vardır”

Dileriz sokak köpeği sorununa daha çağdaş yaklaşımlarla daha akılcı çözümler getirildiğini hep beraber, mutlu günler içinde görürüz.